İçeriğe geç
DOLAR 49,9527 Yükseliş +%0,08 EURO 55,9777 Yükseliş +%0,11 GRAM ALTIN 6.410,47 Düşüş −%0,65 ÇEYREK ALTIN 10.428,50 Düşüş −%1,92 BORSA ENDEKSİ 10.971,47 Düşüş −%1,74
Sağlık

Haberler Sağlık

Uzmanlardan bitkisel ürün ve detoks kürlerine uyarı

Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Aydın Türkmen ve Diyetisyen Gökçen Efe Aydın, doğal olduğu için zararsız sanılan bitkisel ürünlerin böbrek hasarından ilaç etkileşimine kadar riskler taşıyabileceğini belirtti.

Hür ve Türk Haber Merkezi
Bitkisel çay ve takviye ürünleri masada

Soğuk havalarla birlikte hastalanmamak isteyen pek çok kişi, kontrolsüz bir biçimde bitki çayı, zayıflama ürünü ve bitkisel takviyeye yöneliyor. Oysa bir ürünün bitkisel ya da doğal olması, her koşulda güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Türk Böbrek Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, böbreklerin tüketilen gıdalar ve kullanılan ilaçların yıkım ürünleriyle yoğun temas halinde olduğunu vurgulayarak bilinçsiz kullanımın ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

Türk Böbrek Vakfı Diyetisyeni Gökçen Efe Aydın ise bitki çayları ve kulaktan dolma bilgilerle hazırlanan kürlerde miktar, sıklık ve kişisel sağlık durumunun göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.

Böbrekler bir günde 180 litre sıvıyı süzüyor

Prof. Dr. Türkmen, böbreklerin sistemik dolaşımdan yüksek miktarda kan aldığını ve bir günde yaklaşık 180 litre sıvıyı süzerek kanın temizlenmesine katkı sağladığını belirtti. Bu yoğun işlev böbrekleri; hastalıklar kadar, tüketilen ürünlerin içeriği ve kullanılan ilaçların dozları bakımından da hassas bir noktaya taşıyor.

Türkmen, zararlı maddelerin, yüksek dozda alınan ilaçların veya kontrolsüz kullanılan takviyelerin böbrekler üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğine dikkat çekerek özellikle böbrek hastalığı bulunan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı.

Doğal olması güvenli olduğu anlamına gelmiyor

Bitkisel takviyeler ve alternatif ürünler; sağlığı koruma, ağrıları hafifletme veya kilo verme amacıyla giderek daha fazla tercih ediliyor. Ancak bu ürünlerin tamamı ilaçlarla aynı değerlendirme ve denetim süreçlerinden geçmiyor. Gıda takviyesi olarak piyasaya sunulan ürünlerde etken madde miktarları markadan markaya değişebiliyor; üretim ve kalite kontrol sorunları nedeniyle ağır metal, pestisit veya başka maddelerle kontaminasyon riski de ortaya çıkabiliyor.

Prof. Dr. Türkmen, ürünün içeriğinin, dozunun, kullanım süresinin ve kişinin sağlık durumunun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. İnternet üzerinden kaynağı belirsiz ürünlerin satın alınması ve hekim önerisi olmadan uzun süre kullanılması önemli riskler taşıyor; güvenilir üreticilerden temin edilen ürünler dahi kişiye uygun olmayabilir ve mevcut tedavilerin yerine geçmemelidir.

Zerdeçal ve kurkumin herkes için masum mu?

Eklem ağrılarından iltihabi hastalıklara kadar pek çok amaçla kullanılan zerdeçal ve etken maddesi kurkumin, bitkisel ürünler konusundaki tartışmaların öne çıkan örneklerinden biri. Prof. Dr. Türkmen, kurkuminin sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin bilimsel kanıtların her kullanım amacı için yeterli olmadığını belirterek ürünlerin içeriği ve kullanım miktarının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Türkmen'in dikkat çektiği risklerden biri, bazı ticari bitkisel ürünlerde ilaç etken maddeleriyle kontaminasyon olasılığı. Bazı ağrı kesiciler olarak bilinen nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar, böbrekte kan akımının düzenlenmesinde rol oynayan prostaglandinlerin üretimini baskılayabiliyor. Bu durum kronik böbrek hastalığı bulunanlarda, diyabetlilerde, hipertansiyon hastalarında ve ileri yaştaki kişilerde akut böbrek hasarı riskini artırabiliyor.

Yüksek doz kurkumin takviyelerinin oksalat içeriği nedeniyle oksalat taşlarına yatkın kişiler açısından ayrıca değerlendirilmesi öneriliyor. Organ nakli alıcılarının kullandığı ilaçlarla etkileşim ihtimali de göz önünde bulundurulmalıdır. Bazı Aristolochia türlerinde bulunan aristoloşik asit, geri dönüşümsüz böbrek hasarı ve idrar yolu kanserleriyle ilişkilendiriliyor; yüksek doz yeşil çay ekstresi bazı kişilerde karaciğer hasarına yol açabilirken, kimi zayıflama ürünlerinde tespit edilebilen ağır metaller veya beyan edilmemiş ilaç etken maddeleri de ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Protein ve kreatin takviyelerinin kontrolsüz kullanımı da özellikle önceden böbrek hastalığı bulunan kişilerde dikkat gerektiriyor.

Yaygın bitki çaylarında nelere dikkat edilmeli?

Diyetisyen Gökçen Efe Aydın, toplumda 'bitkisel' kelimesine duyulan güvenin bazı ürünlerin sınırsız tüketilebileceği düşüncesini doğurduğuna dikkat çekiyor. Kafein içeren yeşil çay ve matcha, hafif idrar söktürücü etki gösterebilir; aşırı tüketim ve yetersiz sıvı alımı hassas bünyelerde sıvı dengesini olumsuz etkileyebilir. Tansiyon düşürücü etkisi nedeniyle hibiskusun, tansiyon ilacı veya idrar söktürücü kullananlar tarafından hekime danışılarak tüketilmesi gerekiyor.

Meyan kökü kan basıncını yükseltebilir, potasyum düzeyini düşürebilir ve vücutta sıvı tutulmasına neden olabilir. Kabızlık için sık kullanılan sinamekinin uzun süre veya gereğinden fazla tüketilmesi ishal, sıvı kaybı ve elektrolit bozukluklarına yol açabiliyor. Isırgan otu idrar söktürücü etkisiyle sıvı dengesini etkileyebilirken, adaçayının yüksek miktarda ve uzun süreli tüketiminde kişisel sağlık durumu ve kullanılan ilaçlar dikkate alınmalı.

Bitkisel kürlerde 'mucize' vaatlerine dikkat

Bitki çaylarından daha fazla risk taşıyabilen uygulamalardan biri de farklı bitkilerin gelişigüzel bir araya getirilmesiyle hazırlanan kürler. Kilo verme, ödem atma, vücudu arındırma veya bir hastalığı iyileştirme amacıyla kullanılan bu karışımlarda hangi maddelerin ne miktarda bulunduğu çoğu zaman bilinmiyor.

Gökçen Efe Aydın, fayda sağlama beklentisiyle yapılan bu uygulamaların başta böbrekler olmak üzere çeşitli organları olumsuz etkileyebileceğini vurguladı. Birden fazla bitkinin bir arada kullanılması, her birinin etkisinin ve olası ilaç etkileşimlerinin değerlendirilmesini de güçleştiriyor. Bu nedenle bitkisel kürlerin kulaktan dolma bilgilerle hazırlanması ve tedavi amacıyla kontrolsüz kullanılması yerine, sağlık sorunlarının uygun tıbbi yöntemlerle değerlendirilmesi gerekiyor.

İlgili haberler