İçeriğe geç
DOLAR 49,5209 Yükseliş +%0,09 EURO 55,6605 Yükseliş +%0,02 GRAM ALTIN 6.635,43 Yükseliş +%0,01 ÇEYREK ALTIN 10.859,67 Yükseliş +%0,90 BORSA ENDEKSİ 11.721,72 Düşüş −%2,89
Gündem

Haberler Gündem

Bahçeli'nin 25 yıllık siyaseti akademik incelemeye konu oldu

İzmir Bakırçay Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ali Taş'ın MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin 2000-2025 arası 300 konuşmasını incelediği araştırma, Journal of Political Ideologies dergisinde yayımlandı.

Haber: Hür ve Türk
MHP Lideri Devlet Bahçeli konuşma yaparken

MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin çeyrek asırlık siyasi söylemi akademik bir incelemeye konu oldu. İzmir Bakırçay Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Taş, 2000 ile 2025 yılları arasındaki yaklaşık 300 konuşmayı kapsayan çalışmasını uluslararası hakemli Journal of Political Ideologies dergisinde yayımladı.

Araştırmada, Bahçeli'nin farklı dönemlerde aldığı siyasi kararların arkasındaki temel yaklaşımın 'Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben' anlayışı olduğu değerlendirmesi yer aldı. Taş, MHP'nin resmî arşivindeki TBMM grup toplantısı konuşmaları, basın toplantıları ve kamuoyuna yönelik açıklamaları birlikte inceledi.

İlke, ittifak döneminden 16 yıl önce açıklanmış

Çalışmaya göre Bahçeli, 'Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben' ifadesini ilk kez 19 Haziran 2000'de, DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümetinde Başbakan Yardımcılığı görevini yürüttüğü sırada partisinin temel felsefesi olarak kamuoyuna duyurmuştu. Bu tarih, söz konusu yaklaşımın 2016 sonrasında şekillenen siyasi ittifakları açıklamak için sonradan ortaya konulduğu yönündeki yorumların tarihsel kronolojiyle örtüşmediğini gösteriyor.

Taş, ilkenin siyasi ittifaklardan 16 yıl önce de mevcut olduğunu belirterek Bahçeli'nin özellikle kritik karar aşamalarında aynı anlayışa başvurduğunu ifade etti. Araştırmacıya göre ifade, rutin siyasi açıklamalarda kullanılan bir söylemden ziyade ülkenin veya partinin önemli bir dönemeçle karşı karşıya kaldığı zamanlarda gündeme geliyor ve parti açısından maliyet doğurabilecek kararlarda da referans alınıyor.

2007 cumhurbaşkanlığı seçimi ve 15 Temmuz süreci

Taş'ın analizinde 2007 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimi süreci özel bir yer tuttu. CHP öncülüğünde yürütülen boykot nedeniyle Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı seçilmesinin önünün kesildiği dönemde, erken seçim sonrasında 71 milletvekiliyle TBMM'ye giren MHP'nin boykota katılmama kararı aldığı hatırlatıldı. Çalışmada bu tercihin, kendi seçmen kitlesinin bir kesiminden gelen itirazlara rağmen alındığı ve parti açısından seçim kazancı sağlamadığı değerlendirmesi yapıldı.

Taş, bu tutumu Bahçeli'nin ülkenin kurumsal işleyişine ilişkin yaklaşımını ortaya koyan örneklerden biri olarak yorumladı. 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından Bahçeli'nin 29 Ağustos 2016'da 'Görüşlerimiz ayrı da olsa hükümet Türkiye Cumhuriyeti'nindir. Ve de desteğimiz sürecektir' ifadelerini kullanması da çalışmada dönemin belirleyici gelişmeleri arasında gösterildi. Araştırmaya göre 2017'deki anayasa değişikliği referandumu ve 2018'de Cumhur İttifakı'nın kurulması da aynı siyasi tutumun devamı olarak incelendi.

Terörsüz Türkiye süreci aynı çizgide değerlendirildi

Makalede, Bahçeli'nin 2024 yılında gündeme taşıdığı 'Terörsüz Türkiye' süreci de ele alındı. Bahçeli'nin 5 Kasım 2024 tarihli grup toplantısında dile getirdiği 'Kürtlerle kucaklaşma asıldır, terörle mücadele esastır' sözüne dikkat çeken Taş, bu çıkışın önceki konuşmalarla birlikte değerlendirildiğinde köklü bir yön değişikliğinden ziyade aynı temel anlayışın yeni koşullara uyarlanması olarak yorumlanabileceğini belirtti.

Bahçeli'nin 14 Ocak 2025'teki 'Biz hâlâ olduğumuz yerdeyiz. 56 yıldır ne diyorsak oyuz' sözü de çalışmada söylemin sürekliliğini gösteren açıklamalardan biri olarak değerlendirildi. Taş, sürecin hedefini toplumsal birliği güçlendirmek ve terör sorununu Türkiye'nin gündeminden çıkarmak şeklinde açıkladı.

Belirleyici unsur: Milletin bütünlüğü

Araştırmada Bahçeli'nin siyasi yaklaşımı popülist siyaset anlayışıyla da karşılaştırıldı. Taş, popülist siyasetin toplumu genellikle 'halk' ve 'seçkinler' şeklinde iki kesime ayırdığını, Bahçeli'nin söyleminde ise milletin bütünlüğü ve bekasının temel ölçüt olarak öne çıktığını belirtti. Araştırmacıya göre Bahçeli tehdit algısını milletin kendi içindeki kesimlerden ziyade dış tehditler üzerinden şekillendiriyor ve farklı dönemlerde farklı partilerle iş birliği yapabilmesi de bu yaklaşımın bir sonucu.

Prof. Dr. Ali Taş, çalışmanın amacının Bahçeli'nin dışarıdan farklı görünebilen kararlarının arkasında ortak bir mantık bulunup bulunmadığını bilimsel yöntemlerle incelemek olduğunu belirtti. Taş, siyasi tercihlerdeki değişimin her zaman temel ilkelerin değiştiği anlamına gelmediğini, Bahçeli'nin siyasetinde değişmeyenin temel ilke, değişenin ise ülkenin içinde bulunduğu dönemin koşulları olduğunu vurguladı.

İlgili haberler