Yeni nesil zayıflama hapı Türkiye'ye ne zaman gelecek?
Obezite tedavisinde iğnelerin ardından tablet formundaki yeni nesil zayıflama ilaçları gündemde. Uzmanlar, reçetesiz kullanımın ciddi sağlık riskleri taşıdığı uyarısında bulundu.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dünya genelinde yaklaşık 3 milyar kişi fazla kilolu ya da obezite tanısıyla yaşıyor. Türkiye ise yüzde 36'lık obezite oranıyla Avrupa'da ilk sırada yer alıyor. Küresel bir pandemiye dönüşen obeziteyle mücadelede zayıflama iğnelerinin ardından şimdi de yeni nesil zayıflama hapları gündeme geldi.
Etki mekanizması aynı, kullanımı daha pratik
Endokrinoloji Uzmanı Uzm. Dr. Metin Alış, zayıflama iğnelerinin tablet versiyonlarının çalışmalarının tamamlandığını ve kullanıma sunulduğunu belirtti. Alış, bu hapların etki mekanizmasının mevcut hormonlarla neredeyse birebir aynı olduğunu, ancak günlük kullanım ve hap formunun pratik bir avantaj sağladığını söyledi.
Alış'a göre özellikle enjeksiyon tedavisinden kaçınan ya da enjeksiyon sonrası idame tedavisine ihtiyaç duyan hastalar için bu haplar sürdürülebilir bir alternatif sunuyor. Uzman, ilacın Türkiye'de henüz mevcut olmadığını, sene sonunda piyasaya gelmesinin beklendiğini aktardı.
İğne mi, hap mı?
Zayıflama iğneleri haftada bir gün uygulanırken, zayıflama hapı günlük olarak kullanılıyor. Uzm. Dr. Alış, enjeksiyon tedavileriyle hapların birbirine ciddi bir üstünlüğünün bulunmadığını, tedavi tercihinin hastanın özelliklerine göre kişiselleştirilmesi gerektiğini vurguladı. Enjeksiyon kullanmak istemeyen hastalar için hem idame hem de başlangıç tedavisi olarak hapların uygun bir seçenek olabileceğini belirtti.
Zayıflama hapının küresel obezite ilaç pazarının yarısını tek başına ele geçirebileceği öngörülüyor. Alış, obezitenin pandemiye dönüştüğünü ve dünyanın en büyük sağlık sorunlarından biri haline geldiğini, bu nedenle hap kullanımının bu denli yaygınlaşabileceğini ifade etti.
Reçetesiz kullanım ciddi riskler taşıyor
Zayıflama iğnelerinin Türkiye'de reçetesiz satıldığına dikkat çeken Alış, tabletlerin de uzman doktor reçetesi olmadan satılması halinde kontrolsüz kullanımların artacağı uyarısında bulundu. Alış, bunun kas kayıpları, hızlı kilo kaybına bağlı şeker düzensizlikleri, ritim bozuklukları ve nadir görülen yan etkilerin geç fark edilmesi gibi ciddi komplikasyonlara yol açabileceğini söyledi.
Zayıflama ilaçlarının körlüğe yol açtığına ilişkin iddiaları değerlendiren Alış, bu durumun net olarak ispatlanmadığını, son çalışmaların bir kısmında bu etkinin görülmediğine dair veriler bulunduğunu belirtti. Yine de ilaç kullanımı sırasında başlangıçta göz muayenesi ve yıllık göz kontrolleri önerdiklerini, görme problemi olan hastaların derhal bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi.
Aslen diyabet ilacı olarak geliştirildi
Alış, bu ilaçların ilk olarak diyabet tedavisi amacıyla geliştirildiğini, iştah kesici etkilerinin keşfedilmesiyle obezite çalışmalarının başladığını anlattı. Son yıllardaki çalışmalarda kalp üzerine olumlu etkileri ve yağlı karaciğer hastalığına fayda sağladığının ispatlandığını, bu nedenle söz konusu hastalıkların da tedavisinde kullanılmaya başlandığını kaydetti.
Alış, diyabet hastası olan, obezite tanımına uyan ya da eşlik eden kalp hastalığı gibi istisnai durumları bulunan hastalara uzman görüşüyle bu ilaçların başlanabileceğini belirtti. Ancak sadece 5 kilo fazlalığı olan birinin bu ilaca başvurmasının uygun bir yöntem olmadığının altını çizdi.
Uzm. Dr. Metin Alış, zayıflama ilaçlarının tek başına her şeyin çözümü olmadığını vurgulayarak, hastanın hayat tarzı değişiklikleriyle birlikte uygulandığında yardımcı bir tedavi olduğunu söyledi. Alış, her hastanın tedavisinin bireysel olarak planlanması gerektiğini sözlerine ekledi.







