İçeriğe geç
DOLAR 48,9722 Yükseliş +%0,19 EURO 55,8245 Yükseliş +%0,17 GRAM ALTIN 6.760,88 Yükseliş +%0,63 ÇEYREK ALTIN 10.994,89 Yükseliş +%0,49 BORSA ENDEKSİ 12.846,58 Düşüş −%0,32
Sağlık

Haberler Sağlık

Uzmanlardan uyarı: Reflü belirtileri hafife alınmamalı

Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erhun Eyüboğlu, fazla kilo ve yanlış beslenme alışkanlıklarının reflü belirtilerini tetikleyebileceğini, tekrarlayan şikayetlerin erken değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Haber: Hür ve Türk
Reflü hastalığı ve mide bölgesini gösteren tıbbi illüstrasyon

Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erhun Eyüboğlu, gastroözofageal reflü hastalığının mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması sonucunda ortaya çıktığını belirtti. Eyüboğlu, uzun süre devam eden ve kontrol altına alınmayan reflünün yemek borusunda tahriş ve çeşitli değişikliklere yol açabileceğini aktardı.

Yemek sonrası göğüste yanma veya ağza acı su gelmesinin çoğu kişinin bazen yaşayabileceği yakınmalar arasında olduğuna dikkati çeken Eyüboğlu, bu şikayetlerin sıklaşması ve günlük yaşamı etkilemesi halinde gastroözofageal reflü hastalığının gündeme gelebileceğini söyledi. Yemek borusu ile mide arasında bulunan alt özofagus sfinkterinin, mide içeriğinin yukarı kaçmasını engelleyen doğal bir bariyer görevi gördüğünü, bu yapının işlevinin bozulması veya gevşemesi halinde mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçabildiğini anlattı.

Hangi alışkanlıklar tetikliyor

Eyüboğlu, fazla kilo, büyük porsiyonlarla beslenme, çok yağlı öğünler, geç saatlerde yemek yeme, bazı içecek ve gıdalar, sigara kullanımı ve bazı ilaçların reflü yakınmalarını artırabileceğini vurguladı. Mide fıtığı olarak bilinen hiatal herninin de bazı hastalarda reflüye eşlik edebildiğini belirtti.

Ara sıra ortaya çıkan mide yanmasının tek başına reflü hastalığı için yeterli bir belirti olmadığını ifade eden Eyüboğlu, haftada birkaç kez tekrar eden yakınmaların, göğüs arkasında rahatsızlık hissinin ve yemek sonrası belirginleşen şikayetlerin değerlendirme gerektirebileceğini kaydetti. Reflünün bazı kişilerde ses kısıklığı, sürekli boğaz temizleme ihtiyacı, kronik öksürük veya boğazda yabancı cisim hissi gibi farklı yakınmalarla ortaya çıkabildiğini, ancak bu belirtilerin başka hastalıklarda da görülebileceğini vurguladı.

Kanserle ilişkisi ve risk faktörleri

Reflünün doğrudan kansere dönüştüğünü söylemenin doğru olmadığını belirten Eyüboğlu, uzun yıllar devam eden ve kontrol altında olmayan reflünün yemek borusunun alt bölümünde kronik tahrişe ve iltihabi değişikliklere neden olabileceğini aktardı. Bazı hastalarda zaman içinde Barrett özofagusu adı verilen hücresel değişikliklerin gelişebileceğini, bunun kanser anlamına gelmediğini ancak yemek borusunun adenokarsinom adı verilen kanser türü açısından risk artışıyla ilişkili kabul edildiğini söyledi.

Uzun süredir devam eden reflü yakınmaları, yutma güçlüğü, açıklanamayan kilo kaybı, kansızlık, kanama bulguları veya tedaviye rağmen süren şikayetler varsa ileri değerlendirme gerekebileceğini belirten Eyüboğlu, tanıda hastanın öyküsü ve muayene bulgularının önemli olduğunu aktardı. Gerekli görülen kişilerde endoskopi yöntemiyle yemek borusu ve midenin değerlendirilebildiğini, bazı hastalarda 24 saatlik pH ölçümü ve özofagus manometrisi gibi ileri incelemelerden de yararlanılabildiğini bildirdi.

Tedavi yaklaşımları

Eyüboğlu, reflüde ilk basamağın çoğunlukla yaşam tarzı düzenlemeleri ve gerekli görülen kişilerde ilaç tedavisi olduğunu belirtti. Öğün miktarının azaltılması, yatmadan birkaç saat önce yemek yemeye son verilmesi, kilo kontrolünün sağlanması ve kişiye özel olarak şikayeti artıran gıdaların sınırlandırılmasının gündeme gelebileceğini kaydetti.

İlaç tedavisine rağmen şikayetlerin devam etmesi, reflünün belirgin şekilde belgelenmesi, büyük mide fıtığının bulunması veya mide içeriğinin ağıza gelmesi gibi yakınmaların yaşam kalitesini belirgin biçimde etkilemesi halinde cerrahi değerlendirmenin gündeme gelebileceğini söyledi. Laparoskopik reflü cerrahisi ve mide fıtığı onarımının seçilmiş hastalarda değerlendirilebilecek yöntemler arasında yer aldığını belirten Eyüboğlu, robotik veya laparoskopik cerrahi ile tedavi başarı oranının yüzde 95-98 civarında olduğunu ifade etti.

Cerrahi kararın yalnızca şikayete göre değil, endoskopi, pH ölçümü, manometri ve hastanın genel durumu birlikte değerlendirilerek verilmesi gerektiğini belirten Eyüboğlu, reflünün uzun süre göz ardı edilmemesi gereken ve farklı belirtilerle kendini gösterebilen bir hastalık olduğunu vurguladı. "Şikayetlerin tekrarlaması veya günlük yaşamı etkilemesi halinde erken değerlendirme, olası komplikasyonların önüne geçilebilmesi açısından önemli" dedi.

İlgili haberler