İçeriğe geç
DOLAR 49,5833 Yükseliş +%0,08 EURO 55,6228 Yükseliş +%0,06 GRAM ALTIN 6.574,82 Düşüş −%0,32 ÇEYREK ALTIN 10.743,81 Düşüş −%0,56 BORSA ENDEKSİ 11.606,30 Yükseliş +%1,54
Ekonomi

Haberler Ekonomi

Şirketlerin yapay zeka uyumunda belirsizlik sürüyor

KPMG Türkiye ve TEİD'in raporuna göre katılımcıların yüzde 64'ü yapay zekâ yönetişim çerçevesinin belirsiz olduğunu belirtirken, yüzde 62'si önümüzdeki 12-24 ayda uyum teknolojilerine yatırımı artırmayı planlıyor.

Haber: Hür ve Türk

KPMG Türkiye ile Etik ve İtibar Derneği (TEİD) iş birliğiyle hazırlanan 'Uyumun Genişleyen Sınırları – Etik ve Uyum Araştırması Sonuçları 2026' raporuna göre, kurumların yapay zekâ kullanımına ilişkin yönetişim ve etik çerçeveleri henüz olgunlaşmış durumda değil. Katılımcıların yüzde 64'ü kurumlarında yapay zekâ kullanımına ilişkin yönetişim çerçevesinin belirsiz olduğunu veya etik gündemin henüz oluşmadığını ifade ediyor.

Araştırma, kurumların etik ve uyum alanındaki mevcut yapılanmalarını ve olgunluk seviyelerini ortaya koyarken; yapay zekâ ve sürdürülebilirlik gibi yeni risk alanlarından teknoloji kullanımına, organizasyonel zorluklardan gelecek dönem beklentilerine kadar uyum fonksiyonunun geçirdiği dönüşümü altı temel başlık altında inceliyor. Artan regülasyon yoğunluğu, yaptırımların genişleyen kapsamı, finansal suçların karmaşıklaşması, veri ve teknoloji kaynaklı yeni riskler ile yükselen etik beklentiler uyum fonksiyonunun rolünü yeniden tanımlıyor.

Sektörler arasında olgunluk farkı

Katılımcıların yüzde 30'u temel uyum gerekliliklerinin karşılanmasına rağmen süreçlerin henüz tam anlamıyla sistematik bir yapıya kavuşmadığını belirtiyor. Finans, bankacılık ve sigorta sektörlerinde katılımcıların yüzde 40'ı tanımlı süreçlerin mevcut olduğunu ve teknolojinin destekleyici rol oynadığını söylerken, yüzde 24'ü uyum faaliyetlerinin büyük ölçüde dijital ve planlı şekilde yürütüldüğünü, yüzde 12'si ise uyum fonksiyonunun veriye dayalı, proaktif ve stratejik bir rol üstlendiğini ifade ediyor.

Finans, bankacılık ve sigorta dışındaki sektörlerde ise katılımcıların yüzde 32'si uyum süreçlerinin henüz sistematikleşmediğini belirtirken, yüzde 25'i uyum fonksiyonunu veriye dayalı, proaktif ve stratejik bir yapı olarak tanımlıyor.

Sosyal medya ve yaptırım riskleri

Sosyal medya risklerine yönelik yaklaşımda kurumların yüzde 25'i itibar, etik ve uyum risklerini birlikte ele alarak sistematik biçimde yönetirken, yüzde 46'sında sosyal medya kullanımı belirli politikalar ve onay süreçleriyle yönetiliyor. Yaptırımlar da kurumların risk yönetimi gündeminde daha stratejik bir konuma gelirken, katılımcıların yüzde 61'i yaptırımların öncelikli bir risk alanı olduğunu veya merkezi ve sistematik olarak yönetildiğini ifade ediyor.

Gelecekte uyum fonksiyonunun sorumluluk alanına girmesi beklenen konular arasında yüzde 31 ile algoritmik ve yapay zekâ destekli sistemlerin etik sonuçlarının yönetimi ilk sırada yer alırken, bunu yüzde 24 ile kurum verilerinin üçüncü taraf teknolojiler ve modeller aracılığıyla yeniden kullanımı izliyor. Raporda, artan regülasyon baskısı, jeopolitik riskler, dijitalleşme ve değişen yönetişim beklentilerinin uyum fonksiyonunun stratejik konumunu güçlendiren başlıca dinamikler olduğu vurgulanıyor.

Teknoloji yatırımları beklenen faydayı tam sağlamıyor

Araştırmaya göre uyum teknolojileri özellikle operasyonel süreçlerde yaygınlaşıyor. Katılımcıların yüzde 61'i ihbar hattı ve vaka yönetiminde, yüzde 58'i üçüncü taraf kontrollerinde ve yüzde 55'i müşteri ve tedarikçi tanıma süreçlerinde teknolojinin aktif olarak kullanıldığını belirtiyor.

Buna karşın teknoloji kullanımının yaygınlaşmasına rağmen yatırımların beklenen değeri üretmesinde sorunlar yaşanıyor. Katılımcıların yüzde 57'si teknolojilerin beklenen faydayı yalnızca kısmen sağladığını, yüzde 16'sı ise bu konuda net bir değerlendirme yapılamadığını söylüyor. Veri kalitesi, sistem entegrasyonu ve kullanıcı yetkinliği yatırımların etkinliğinde belirleyici unsurlar olarak öne çıkıyor.

Şirketlerin uyum süreçlerinde en fazla zorlandığı konu yüzde 50 ile üçüncü taraf ve tedarikçi risk yönetimi olarak öne çıkarken, bunu yüzde 41 ile kaynak ve yetkinlik eksikliği, yüzde 35 ile iç iletişim ve farkındalık takip ediyor. Uyum teknolojilerinin daha etkin kullanımının önündeki engeller arasında ise yüzde 55 ile bütçe kısıtları, yüzde 49 ile üst yönetim önceliklendirmesi eksikliği ve yüzde 44 ile entegrasyon sorunları ilk sıralarda bulunuyor.

Önümüzdeki dönem beklentileri

Araştırmaya katılan profesyonellerin yüzde 40'ı, önümüzdeki dönemde uyum fonksiyonunun gelişiminde en belirleyici unsurun teknoloji ve otomasyon olacağını düşünürken, yüzde 19'u üst yönetim yaklaşımını, yüzde 17'si daha sıkı regülasyonları öne çıkarıyor. Katılımcıların yüzde 62'si önümüzdeki 12-24 ayda uyum teknolojilerinin kullanımını artırmayı planlarken, yüzde 21'i mevcut seviyeyi korumayı hedefliyor ve yüzde 17'sinin henüz net bir planı bulunmuyor.

Rapora göre uyum fonksiyonunun gelecekte yalnızca kontrol süreçlerini yürüten bir yapı olmaktan çıkarak riskleri erken aşamada tespit eden ve kurumsal karar süreçlerini destekleyen stratejik bir rol üstlenmesi bekleniyor. Bu dönüşümün kalıcı olabilmesi için teknoloji yatırımlarının güçlü yönetişim yapıları, veri temelli yaklaşımlar ve organizasyonel yetkinliklerle birlikte geliştirilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Rapor hakkında değerlendirmede bulunan KPMG Türkiye Şirket Ortağı Oytun Önder, "Uyum artık yalnızca kuralları takip eden bir kontrol mekanizması olmaktan çıkarak kurumların karar alma süreçlerini, risk iştahını ve etik pusulasını şekillendiren stratejik bir fonksiyona dönüştü. Öte yandan teknoloji bu dönüşümün en önemli hızlandırıcılarından biri olarak öne çıkıyor. Yapay zekâ, veri analitiği ve otomasyon gibi araçlar uyum süreçlerinin daha etkin yürütülmesine imkân sağlarken, aynı zamanda yeni sorular ve yeni sorumluluk alanları da ortaya çıkarıyor. TEİD iş birliğiyle yürüttüğümüz bu araştırmamız kurumların uyum fonksiyonlarını nasıl yapılandırdıklarını, hangi alanlarda zorlandıklarını ve önümüzdeki dönemde uyum gündemini şekillendirmesi muhtemel gelişmeleri ortaya koyması açısından önem taşıyor. Araştırmamızın, uyum fonksiyonunun dönüşümüne ilişkin tartışmalara katkı sağlayacağına ve kurumların hızla değişen risk ortamında uyum yaklaşımlarını yeniden değerlendirmelerine yardımcı olacağına inanıyoruz." dedi.

İlgili haberler