Yayınlanma:
Kurtulmuş’tan Terörsüz Türkiye Mesajı: Dünya Demokrasisi İçin Örnek Bir Çalışma Oldu
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Batman Üniversitesi’nde verdiği açılış dersinde, çatışma çözüm modellerinde hep bir üçüncü göz bulunduğunu, “Türkiye Modeli”nde ise böyle bir aktör olmadığını söyledi. Kurtulmuş, Libya anlaşmasını ve Filistin’i de değerlendirdi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin yaptığı açıklamada, bu süreçte izlenen yolun diğer çatışma çözüm modellerinden farklı olduğunu söyledi. Kurtulmuş, çatışma çözümlerinde genellikle bir üçüncü göz, başka bir ülke ya da uluslararası bir kuruluş bulunduğunu, "Türkiye Modeli" olarak adlandırdıkları süreçte ise böyle bir aktörün olmadığını belirtti.
"Çatışma çözümleri modellerinde hep bir üçüncü göz ya da başka bir ülke veya uluslararası bir kuruluş vardır ama 'Türkiye Modeli' dediğimiz bu modelde bir üçüncü göz yoktur."
Batman Üniversitesi'nde açılış dersi
Kurtulmuş, Batman Üniversitesi Merkez Kampüs Konferans Salonu'nda düzenlenen 2026-2027 Akademik Yıl Açılış Töreni'ne katıldı ve "Türkiye Modeli, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi" başlıklı açılış dersini verdi.
Yeni akademik yılın hayırlı olmasını dileyen Kurtulmuş, Batman'ın ve Batman Üniversitesi'nin ciddi bir gelişme kaydettiğini görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Türkiye'nin 208 üniversitesi ve yaklaşık 6,7 milyon öğrencisiyle devasa bir yükseköğretim kadrosuna sahip olduğunu artık övünçle her yerde söylediklerini ifade etti. Üniversiteler arasındaki yarışın her yıl hızlandığını, üniversitelerin yalnızca sayıca değil nitelik olarak da yukarı çıktığını gördüklerini belirten Kurtulmuş, bundan büyük memnuniyet duyduklarını söyledi.
Bu yıl akademik yıl açılışı vesilesiyle gittiği üniversitelerde Terörsüz Türkiye sürecinde gelinen noktayı ve yaşanan tecrübeyi anlatmaya çalıştığını kaydeden Kurtulmuş, dünyanın en çalkantılı dönemlerinden birinden geçildiğine dikkat çekti. Dünyadaki bütün büyük mücadele alanlarının kesiştiği coğrafyanın Türkiye'nin bulunduğu coğrafya olduğunu belirten Kurtulmuş, Türkiye'nin bu coğrafyada ayaklarını sağlam basması gerektiğini vurguladı. Türkiye'nin hem kendi geleceği hem bölge halklarının geleceği hem de dünya sisteminin esenliği bakımından çatışmaları müzakere ve diplomasi masasını açık tutarak çözebilme yeteneğini ortaya koyduğunu söyledi.
Filistin ve İsrail'e tepki
Kurtulmuş, Türkiye'nin Filistin'de devam eden sorunlar karşısındaki duruşunu da hatırlatarak şunları söyledi:
"İsrail'in saldırganlıkları artık dur durak bilmiyor. Hele hele seçimi de bahane olarak kabul eden Netanyahu ve çetesi, sadece Gazze'de değil, Batı Şeria'daki Müslümanlara, Filistinlilere karşı her türlü zulmü yapıyor. Bundan 20 sene, 10 sene evvel bir Yahudi'nin yaşamadığı, Arapların neredeyse yüzde 100 nüfusa sahip olduğu yerlerde, mesela El Halil gibi bir şehirde bile o şehrin yapısını değiştirerek, orayı Müslümansızlaştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Adına yerleşimci dedikleri gasıplar, teröristler vasıtasıyla Filistinlileri sadece evlerinden barklarından etmiyor aynı zamanda dedelerinden kalmış zeytinlerini bile sökerek Filistin'i göç etmeye zorluyorlar."
İsrail'in durdurulması için çaba sarf eden ülkelerin başında Türkiye'nin geldiğini belirten Kurtulmuş, bu mücadeleyi her alanda sürdüreceklerini söyledi. Gittikleri her toplantıda Filistin meselesini gündeme getirdiklerini anlatan Kurtulmuş, şöyle devam etti:
"Maalesef birçok ülkenin temsilcisi ağzını açıp konuşamazdı ama dışarıya çıktığımızda 'Sağ olun fikirlerinize katılıyoruz.' derlerdi. Geçtiğimiz hafta Roma'da Avrupa Meclis Başkanları toplantısına iştirak ettik. Oradaki konuşmamızda yine bu konuları gündeme aldık ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki birçok ülkenin meclis başkanı, şimdi isimlerini vermeyeyim, bazıları da ismen referans vererek bizim konuşmada söylediğimiz sözlere destek verdiler. Dışarıya çıkmadan daha toplantıda insanlar açıkça Filistin konusunda Batı ülkelerinin çifte standart uyguladıklarını, örneğin Ukrayna'ya verdikleri desteği Filistin'e vermediklerini açıkça konferans salonunda dile getirdiler. Şunu söylemek istiyorum, hak tek başına en güçlüdür, hak tek başına en üstündür. Haklı olana, hak olana asla kimse galip gelemez, onu yenemez. Filistinlilerin meselesi haktır, haklıdır ve şartlar ne olursa olsun eninde sonunda mutlaka başkenti Kudüs olan özgür bir Filistin Devleti kurulacak ve inşallah dünyanın tamamı tarafından da tanınacaktır."
Libya anlaşması: "Akdeniz'de egemenliğini açıkça ilan eden bir ülke"
Kurtulmuş, bölgedeki birçok meselede Türkiye'nin müzakereyi esas aldığını, bunlardan birinin de Doğu Akdeniz'deki gelişmeler olduğunu aktardı. Türkiye ile Libya arasında 2019'da imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırasının Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanmasını da değerlendirdi:
"Bu, Türkiye için diplomatik olarak büyük bir başarıdır. Böylece Sevilla haritası çerçevesinde Türkiye'yi Akdeniz Körfezi'ne hapsetmek isteyen emperyalist proje çökmüş ve Türkiye bugün Akdeniz'de egemenliğini açıkça ifade ve ilan eden bir ülke konumuna gelmiştir. Bu anlaşmanın gerçekleşmesiyle birlikte hem Türkiye kazanacak hem Libya kazanacak hem de bölgemizdeki dost ve kardeş ülkelerin tamamı bu gelişmeden faydalanacaklardır."
Bu coğrafyada esas amaçlarının ateşe benzinle gitmek olmadığını, ateşi söndürecek devlet aklını kullanan mekanizmalarla, demokrasiyi açık tutarak ve diplomasi kanallarını kullanarak sonuç almak olduğunu dile getiren Kurtulmuş, şöyle konuştu:
"Sevilla Anlaşması'nı yerle bir eden Libya ile sınır yetki alanları, deniz yetki alanları anlaşması bu çerçevede önemli ve başarılı bir adımdır. Bu coğrafyada Türkiye'nin hem güçlü olması hem çatışmalardan uzak barış ve esenlik içerisinde olması hem de kendi içerisinde kendisini tahkim etmiş güçlü bir iç yapıya sahip olması kaçınılmazdır."
"Devlet aklıyla millet vicdanı örtüştü"
Türkiye'de iç kalenin tahkim edilmesi adına başlatılan Terörsüz Türkiye sürecini de değerlendiren Kurtulmuş, bu fikrin siyasi bir vizyon gereği değil, Türkiye'nin istikbalinin bir gereği olarak ortaya çıktığını söyledi. Terörün sona erdirilmesi için öncelikle siyaset olarak üzerlerine düşen bütün sorumlulukları yerine getirmeye gayret ettiklerini belirtti.
Geçmişte de terörün bitirilmesi için çalışmalar yapıldığına dikkat çeken Kurtulmuş, şunları kaydetti:
"Şimdi ilk sefer bunu iddiayla söylüyorum, Türkiye'de devlet aklıyla millet vicdanı örtüştü ve terörün sona erdirilmesi için çok büyük bir kararlılık ortaya çıktı. Bu süreçte başta Sayın Cumhurbaşkanı'mız olmak üzere sürece destek veren bütün siyasi partilere, bütün siyasi liderlere canı yürekten teşekkür ediyorum."
467 milletvekilinin oyuyla kabul edilen kanun
TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmaları hakkında da bilgi veren Kurtulmuş, bu süreçte Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un 467 milletvekilinin rekor oyuyla kabul edildiğini anlattı.
"Bu, Türkiye demokrasisinde bir ilktir. Bu kadar büyük bir kabul hiçbir yasanın etrafında gerçekleşmemiştir. Hem devletin aklı hem milletin vicdanı bu konuda ortak bir noktaya gelmiş ve Allah'a çok şükür şimdiye kadar gelinen noktada sonuç almış olduk."
"Türkiye Modeli"nde üçüncü göz yok
Kurtulmuş, yürütülen çalışmalara "Türkiye Modeli" dediklerini belirterek şöyle devam etti:
"Çatışma çözümleri modellerinde hep bir üçüncü göz ya da başka bir ülke veya uluslararası bir kuruluş vardır ama 'Türkiye Modeli' dediğimiz bu modelde bir üçüncü göz yoktur. Üçüncü göz de birinci göz de milletin bizatihi kendisidir, Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir, millet adına milletin temsilcileridir. Yasanın gereği olarak Cumhurbaşkanı Yardımcısı'nın başkanlığında bir üst kurul çalışmalarına başladı ve başarıyla sürdürüyor. Önümüzdeki günlerde kısa sürede parlamentodaki siyasi partilerden oluşacak temsilcilerle bu sürecin Meclis tarafından gözetlenmesi ve takip edilmesi için bir izleme komisyonu kurulacaktır. İnşallah sonucu da en kısa zamanda alacağımızı biliyorum. Bundan sonra da inşallah bu süreç devam edecektir."






