İçeriğe geç
DOLAR 49,7746 Yükseliş +%0,08 EURO 55,8683 Düşüş −%0,14 GRAM ALTIN 6.384,76 Düşüş −%0,62 ÇEYREK ALTIN 10.560,44 Düşüş −%0,55 BORSA ENDEKSİ 11.116,99 Düşüş −%0,92
Dünya

Haberler Dünya

İsrail'de seçim öncesi Netanyahu'yu bekleyen krizler

27 Ekim'deki Knesset seçimleri öncesi İsrail'de siyasi kriz derinleşiyor; muhalefet 'Sanık Yasası' ile Netanyahu'nun başbakanlık yolunu kapatmayı hedefliyor.

Haber: Hür ve Türk
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu seçim öncesi konuşma yaparken

İsrail, 27 Ekim Salı günü yapılacak Knesset seçimlerine derin bir siyasi kriz ve toplumsal kutuplaşma ortamında hazırlanıyor. Başbakan Binyamin Netanyahu iktidarını korumaya çalışırken, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet Netanyahu dönemini sona erdirecek bir parlamento çoğunluğu arayışında.

Son kamuoyu araştırmalarına göre Netanyahu'nun liderliğindeki sağ blok yaklaşık 50, Eisenkot öncülüğündeki muhalefet ise 52 milletvekilliğine ulaşabiliyor. Seçimlere 38 siyasi listenin katılması beklenirken, 120 sandalyeli Knesset'te hükümet kurmak için gerekli 61 milletvekilliğine hiçbir blokun tek başına ulaşamaması ihtimali güçleniyor. Bu durum, seçim sonrası uzun koalisyon pazarlıklarına işaret ediyor.

Netanyahu açısından en önemli avantaj, seçimi kaybetse bile yeni hükümet kuruluncaya kadar geçici başbakan olarak görevini sürdürebilme ihtimali. Siyasi tıkanıklığın aşılamaması halinde Nisan 2027'de yeniden seçime gidilmesi de olası senaryolar arasında. İsrail'in 2019'dan bu yana yaşadığı seçim krizleri ve Aralık 2022 sonrası derinleşen siyasi ayrışma, mevcut belirsizliğin yapısal nedenleri arasında gösteriliyor.

'Sanık Yasası' ile başbakanlık yolunu kapatma planı

Seçimlerin dikkat çeken yönlerinden biri, Netanyahu'nun yalnızca sandık yoluyla değil, hukuki ve parlamenter girişimlerle de iktidardan uzaklaştırılmasının gündeme gelmesi. Muhalefet içinde tartışılan ve 'Sanık Yasası' olarak adlandırılan düzenleme, hakkında ceza davaları süren Netanyahu'nun yeniden başbakanlık görevini üstlenmesini engellemeyi amaçlıyor.

Bu senaryoya göre muhalefetin seçimlerden güçlü çıkıp tek başına hükümet kuramaması durumunda önce Knesset Başkanlığı'nın değiştirilmesi, ardından Netanyahu'nun yolunu kapatacak yasal düzenlemenin gündeme getirilmesi planlanabilir. Gadi Eisenkot, Avigdor Lieberman ve Yair Lapid'in Netanyahu'nun başbakanlığına karşı ortak tutumu bu girişimin zeminini güçlendirebilir. Ancak düzenleme henüz kabul edilmiş bir yasa değil ve gerekli parlamento çoğunluğunun sağlanması gerekiyor.

Muhalefette liderlik krizi ve Arap partilerinin rolü

Muhalefetin önündeki en büyük engel, Netanyahu karşıtlığında birleşmesine rağmen ortak bir liderlik ve hükümet programı üzerinde tam uzlaşma sağlayamaması. Eisenkot, eski Başbakan Naftali Bennett ve Lieberman arasındaki rekabet, seçim sonrası kurulabilecek ittifakların önündeki temel sorunlardan biri olarak görülüyor.

Muhalefetin hükümet kurabilmesi için gündeme gelen alternatiflerden biri, Arap partilerinin dışarıdan desteğiyle bir azınlık hükümeti kurulması. Arap siyasi listelerinin yaklaşık 14 milletvekilliği kazanabileceği tahmin ediliyor ve bu sandalyeler Netanyahu'nun iktidardan uzaklaştırılmasında belirleyici olabilir. Ancak böyle bir ittifakın İsrail sağında sert tepkilere yol açabileceği değerlendiriliyor.

Haredilerin askerlik pazarlığı koalisyonun anahtarı

İktidar pazarlıklarının bir diğer belirleyici unsuru, ultra-Ortodoks Yahudileri temsil eden Haredi partilerinin askerlik muafiyetleri ve devlet bütçesi üzerinden yürüteceği müzakereler olacak. Netanyahu, mevcut muafiyetlerin korunmasına yakın yaklaşımı nedeniyle Haredi partilerinin geleneksel müttefiki olarak görülürken, Eisenkot ve Bennett Haredilerin daha geniş ölçekte askerlik hizmetine alınmasını savunuyor.

Lieberman bu konuda daha sert bir tutum benimsiyor. Haredi partilerinin Netanyahu'ya desteğinin koşulsuz olmadığı, dinî eğitim kurumlarına ayrılacak kaynaklar ve askerlik muafiyetleri konusunda elde edecekleri kazanımlara göre farklı koalisyon seçeneklerini değerlendirebilecekleri belirtiliyor.

Yaptırım tehlikesi ve ABD yardımlarının geleceği

Netanyahu'nun seçim öncesi yaptığı ekonomik açıklamalar, İsrail'in karşı karşıya bulunduğu uluslararası baskıları yeniden gündeme taşıdı. Netanyahu, ülkesinin bankacılık ve finans sektörünü hedef alabilecek uluslararası yaptırımlara hazırlıklı olması gerektiğini kabul ederken, blokzincir teknolojileri ve dijital para birimlerinin bu kısıtlamalara karşı kullanılabilecek araçlar arasında bulunduğunu belirtti.

Netanyahu ayrıca ABD'nin İsrail'e yıllar içinde sağladığı on milyarlarca dolarlık askerî yardımın sonsuza kadar devam etmeyebileceğini söyleyerek dış desteğe bağımlılığın azaltılması gerektiğini vurguladı. Muhalefet bu sözleri, hükümetin dış politikasının ülkeyi ekonomik kırılganlığa sürüklediğinin göstergesi olarak değerlendiriyor.

İran politikası Netanyahu gitse de değişmeyebilir

Seçimlerin bölgesel güvenlik açısından önemli boyutu, Netanyahu'nun iktidardan ayrılması durumunda bile İsrail'in İran'a yönelik askerî stratejisinin köklü biçimde değişmeyebileceği ihtimali. Ülkenin askerî ve istihbarat kurumları ile farklı siyasi akımlar arasında İran'ın bölgesel etkisinin sınırlandırılması konusunda geniş bir uzlaşma bulunduğu değerlendiriliyor.

Netanyahu açısından devam eden savaşların önemi, siyasi iktidarını korumasına sağlayabileceği avantajda yatıyor. İran'la gerilimin tırmanması ve Gazze'deki operasyonların sürmesi, Netanyahu'nun seçim sonrasında da güvenlik gündemini siyasetin merkezinde tutmasına imkân sağlayabilir. Hükümet kurma sürecinin çıkmaza girmesi durumunda geçici başbakan olarak görevini sürdürmesi, kendisine siyasi zaman kazandırabilir.

Asıl hesaplaşma sandıktan sonra başlayacak

İsrail'de 27 Ekim seçimleri, Netanyahu ile Eisenkot arasındaki iktidar yarışından çok daha kapsamlı bir siyasi hesaplaşmaya dönüşmüş durumda. Seçim sonrasında Knesset Başkanlığı'nın değiştirilmesi, Sanık Yasası'nın gündeme getirilmesi, Likud içinden alternatif bir lider çıkarılması veya ulusal birlik hükümeti kurulması gibi farklı senaryoların tartışılması bekleniyor.

Netanyahu sandıkta geriye düşse bile geçici hükümet aracılığıyla iktidarda kalabilirken, muhalefet daha fazla sandalye kazansa bile hükümet kuramayabilir. Bu nedenle seçimlerin gerçek sonucu yalnızca sandıkta değil, sonrasında başlayacak parlamenter pazarlıklarda ve İsrail'in bölgesel savaş politikalarının nasıl şekilleneceğinde ortaya çıkacak.

İlgili haberler