Yayınlanma:
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Siyasette de Dış Politikada da Tek Pusulamız Türkiye’nin Çıkarlarıdır”
Kabine Toplantısı sona erdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya mutabakatının oy birliğiyle onaylanmasını değerlendirdi, 2027 bütçesinin rakamlarını açıkladı, emekli maaşları için yıl sonuna kadar yasal düzenleme umduklarını söyledi ve önümüzdeki günlerin diplomasi takvimini duyurdu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi. Toplantıda iç siyaset, ekonomi, güvenlik ve dış politikaya ilişkin güncel gelişmeleri istişare ettiklerini belirten Erdoğan, siyasette de dış politikada da tek pusulalarının Türkiye'nin çıkarları olduğunu vurguladı.
Açıklamadan öne çıkanlar
- Libya: Deniz yetki alanları mutabakatı Libya Temsilciler Meclisi tarafından oy birliğiyle onaylandı; Erdoğan, Avrupa Birliği başta olmak üzere verilen tepkilerin meşru bir gerekçesi olmadığını söyledi.
- 2027 bütçesi: Giderlerin 27 trilyon 276 milyar lira, gelirlerin 23 trilyon 408 milyar lira olması hesaplanıyor.
- Emekliler: İyileştirme için gereken yasal düzenlemenin yıl sonuna kadar hayata geçirilmesi umuluyor.
- Kanada: 3 milyar dolar civarındaki ticaret hacminin önce 5, sonra 10 milyar dolara çıkarılması hedefleniyor.
- Takvim: 28 Ekim'de Tokayev Ankara'da, 30 Ekim'de Türk Devletleri Teşkilatı 13. Zirvesi; ardından Güney Kore ziyareti ve Antalya'da COP31.
Madenciler ve Albay Gökgöz için taziye
Zonguldak'ta özel bir maden ocağında geçen hafta meydana gelen grizu patlamasında hayatını kaybeden 3 madenciye Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralı madencilere acil şifalar dileyen Erdoğan, Ankara'daki askeri araç kazasında şehit olan Albay Sayit Gökgöz'e rahmet niyaz etti. Erdoğan, ailesine, silah arkadaşlarına ve Silahlı Kuvvetler'e başsağlığı dileklerini iletti.
"Ateşi söndürmek için mücadele ediyoruz"
Bölgede istikrarsızlığın arttığı, yeni gerilim alanlarının baş gösterdiği bir dönemde ülkeyi istikrar ve kalkınma yörüngesinde tutmaya devam ettiklerini belirten Erdoğan şöyle konuştu:
"Bölgemizde istikrarsızlığın arttığı, yeni gerilim alanlarının baş gösterdiği bir dönemde hükümet olarak ülkemizi istikrar ve kalkınma yörüngesinde tutmaya devam ediyoruz. Dünyanın gidişatı ülkemizdeki huzur ve istikrar ortamının korunmasının Türkiye için önümüzdeki dönemde daha önemli hale geleceğini gösteriyor. Hangi görüşe, kökene, mezhebe mensup olursa olsun vatandaşlarımızın bu huzur ve istikrar ortamının korunmasında en az bizim kadar titiz davrandığını biliyor, milletimize sağduyusu için teşekkür ediyorum. Türkiye olarak yayılmacı emellerle coğrafyamızdaki ateşe benzin dökenlerin karşısında tüm imkanlarımızla bu ateşi söndürmek, acıları dindirmek, akan kanı durdurmak için samimiyetle mücadele ediyoruz. Balkanlar'dan Türk cumhuriyetlerine nerede bir kardeşimiz, soydaşımız, dostumuz varsa her platformda haklarını en güçlü şekilde savunuyoruz. Komşularımızdan başlayarak hemen her ülkeyle dostane ilişkiler, karşılıklı saygıya dayalı iyi ilişkiler tesis etmenin gayretindeyiz. Bununla kalmıyor uzun yıllar farklı sebeplerle kısıtlı münasebetlerimizin olduğu ülkelerle yeni ortaklıklar kurmaya ağırlık veriyoruz."
Kamboçya ve Kanada ile yeni ortaklıklar
Son kabine toplantısından bu yana uluslararası ilişkiler bağlamında Türkiye'nin etki alanını genişleten gelişmelere şahitlik edildiğini söyleyen Erdoğan, 16 Ekim'de Kamboçya Başbakanı Hun Manet ve beraberindeki heyeti İstanbul'da ağırladıklarını anlattı. Manet ile ticaret ve yatırımlardan enerji, eğitim ve savunma sanayisine uzanan geniş bir yelpazede yeni iş birliği imkanlarını ele aldıklarını belirten Erdoğan, iki ülke arasında imzalanan askeri çerçeve anlaşmasının yeni dönemde Kamboçya ile ilişkilerin istikametini belirleyen bir referans olduğunu söyledi.
Bir diğer tarihi adımın Kanada Başbakanı Mark Carney ve heyetinin Türkiye'ye gerçekleştirdiği resmî ziyaret olduğunu belirten Erdoğan, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Kanada ile 83 yıllık diplomatik ilişkilerimizde bir dönüm noktası teşkil eden bu ziyareti münasebetlerimizi stratejik ortaklık seviyesine yükselterek adeta taçlandırdık. Ayrıca, savunma, hava ulaştırma ve enerji alanlarında işbirliğimizi güçlendirecek üç yeni anlaşma imzaladık. Ticaret ve yatırımlarımızı artırmak üzere serbest ticaret anlaşması müzakerelerine yıl bitmeden başlanması konusunda mutabık kaldık. Şu anda 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi önce 5 milyar dolara, devamında ise 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz."
Önümüzdeki günlerin yoğun diplomasi takvimi
Türkiye'nin hafta sonu 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı ile R4 ve R4+E4 Dışişleri Bakanları Toplantıları'na ev sahipliği yaptığını anımsatan Erdoğan, önümüzdeki günlerin programını şöyle sıraladı:
- 28 Ekim: Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev Ankara'da misafir edilecek. Cumhuriyet'in 103. yıl dönümü Türk dünyasından seçkin konuklarla kutlanacak.
- 28 Ekim: Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin incisi olarak tanımlanan Beştepe Millet Ormanı halkın kullanımına açılacak.
- 30 Ekim, Cuma: "Aile meclisi" olarak görülen Türk Devletleri Teşkilatı'nın 13. Zirvesi Ankara'da yapılacak.
- Ardından: Güney Kore ziyareti gerçekleştirilecek.
- Seul dönüşü: Çok sayıda devlet ve hükümet başkanının katılımıyla COP31 Zirvesi Antalya'da düzenlenecek.
"Türk dünyası olarak sarsılmaz kardeşliğimize dinamit koymak isteyenlerin karşısına inanıyorum ki yine birlik ve beraberlikle dikileceğiz. [...] İnşallah bu ziyaret ve zirveleri Türkiye'nin bölgesel ve küresel rolünü daha da güçlendirmek için en verimli şekilde değerlendireceğiz."
Libya mutabakatı: "Doğu Akdeniz'de gol atmanın peşinde değiliz"
Erdoğan, gerek iç siyasete gerekse dış politikaya günlük kazanımların çok ötesinde, asırlara sari köklü devlet geleneğinin zaviyesinden baktıklarını belirterek, "Günü kurtarmanın değil istikbali inşa etmenin peşindeyiz. Bunun en somut örneği Libya politikamızdır. En zor zamanlarında kardeş Libya halkının yanında dimdik durduk. Kardeşlik hukukumuzun gereği neyse onu yerine getirmeye çalıştık." dedi.
Türkiye'nin 27 Kasım 2019'da Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakatı imzaladığını hatırlatan Erdoğan, mutabakatın geçen hafta Libya Temsilciler Meclisi tarafından oy birliğiyle onaylandığını söyledi:
"Bu mutabakat Türkiye ve Libya'nın Doğu Akdeniz'deki meşru haklarını garanti altına alan büyük bir adım olmuştu. Geçen hafta güzel bir gelişme daha yaşandı. Mutabakat, Libya Temsilciler Meclisi tarafından oy birliğiyle onaylandı. Oy birliğinin yanı sıra, şurası ayrıca takdire şayandır. Türkiye'nin ilk günden beri savunageldiği 'Tek Libya, tek devlet' ilkesinin mutabakat özelinde vücut bulması gerçekten çok kıymetlidir. Kararın bir diğer önemli yönü Libyalı kardeşlerimizin siyasi farklılıklarına rağmen, milli menfaatlerine dair hususlarda müşterek hareket etmesidir. Bu ruhun gelişmesini Libya'nın müreffeh ve güvenli geleceği adına son derece umut verici buluyorum. Şunu bu arada tüm kalbimle ifade etmek istiyorum. Biz huzura, refaha, güvenliğe giden yolun birlik ve beraberlikten geçtiğine inanıyoruz. Bunun için coğrafyamızın tamamında ihtilafları azaltmanın, ittifakları büyütmenin samimi çabası içindeyiz. Türkiye olarak ne Libya'da ne de bir başka İslam beldesinde artık ayrılık gayrılık görmek istemiyoruz. İnşallah bu arzumuz Libya'da da kuvveden fiile geçecektir. Türkiye bunun için tüm aktörlerle diyalog içinde olmaya devam edecektir."
Mutabakatın onaylanmasının ardından Avrupa Birliği başta olmak üzere verilen tepkilerin hiçbir meşru gerekçesinin olmadığını söyleyen Erdoğan, Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikasının çok net olduğunu dile getirdi:
"Biz, Doğu Akdeniz'de tabiri caizse birilerine gol atmanın peşinde değiliz. Sadece deniz yetki alanı, hak ve menfaatlerimizi korumanın derdindeyiz. Anlaşmazlıkların barışçıl yöntemlerle ele alınmasını ve bütün kıyıdaşlarla diyalog yoluyla çözülmesini savunuyoruz. Avrupa Birliği başta olmak üzere tüm aktörlerden de aynı yapıcı iradeyi sergilemelerini bekliyoruz."
Gerçeklerden kopuk, agresif söylemlerin hiç kimseye faydası olmayacağını vurgulayan Erdoğan, Türkiye'nin bu tür söylemlere prim veren, onlara göre politika belirleyen bir ülke olmadığını söyledi ve siyasette de dış politikada da tek pusulalarının Türkiye'nin çıkarları olduğuna işaret etti:
"Ucunda bedel ödemek dahi olsa Türkiye için, Türk milleti için doğru olanı, hayırlı olanı yapmakta asla tereddüt göstermeyiz. Türkiye'yi Doğu Akdeniz'den dışlamaya çalışanlara ülkemiz ile Libya'nın ortak iradesine saygı gösterilmesini beklediğimizi tekrar hatırlatıyorum."
Libya Temsilciler Meclisi'ne ve Libya halkına selamlarını ileten Erdoğan, "Rabbim dayanışmamızı daim eylesin" temennisinde bulundu. Mutabakat nedeniyle daha önce kendilerini kıyasıya eleştiren ve "Libya'da ne işimiz var?" diyen siyasetçilerin bugün Türkiye'nin hakkını teslim eder noktaya gelmesini ise Türk dış politikası ve Türk siyasetinin geleceği adına kıymetli bulduğunu özellikle ifade etti.
Muhalefete ve "sokak" söylemine tepki
Siyaseti, demokratik zeminde mutabakat içinde rekabetten çıkarıp adeta bir husumetliler kavgasına dönüştürmenin yanlış olduğu kadar tehlikeli bir yaklaşım olduğunu söyleyen Erdoğan, muhalefetin son günlerde kullandığı dile yönelik şu değerlendirmeyi yaptı:
"Son günlerde muhalefetin diline doladığı, kime ve neye hizmet ettiği belli olmayan ama Türkiye'ye hizmet etmediği çok aşikar olan savaş jargonu bu sorumsuzluğun en bariz örneklerinden biridir. Türkiye, hamdolsun her karışında sulh-u sükunun hakim olduğu bir ülkedir. Türkiye, 86 milyonun birlik ve dirlik içinde kardeşçe yaşadığı, bölgesinin huzur adası olan bir ülkedir. Fakat Avrupa'nın kimi ülkelerinde yaşanan olaylardan cesaret alarak benzer bir teşebbüsün hayalini kuranlar varsa şunu bilsinler ki Türkiye, sokakta bulunmamıştır, sokağa teslim edilecek bir ülke de değildir. Basın özgürlüğü bahanesiyle hükümetimize saldıranlar nümayişle suç bastırmaya çalışmadan önce eğer yapabiliyorlarsa çıksınlar, çarpık ve kirli ilişkilerini açıklasınlar."
"Kimse kusura bakmasın. Daha düne kadar meydanlarda basın kuruluşlarını, gazetecileri, televizyon kanallarını alenen tehdit edenler, bize basın özgürlüğü dersi veremezler." diyen Erdoğan, basın özgürlüğü ve eleştirel seslerle bir sorunları olmadığını, Türkiye'nin medya çeşitliliği açısından dünyanın en ileri ülkelerinden biri olduğunu söyledi. Avrupa'da televizyon kanalı sayısı itibarıyla Türkiye'nin ilk sıralarda yer aldığına işaret eden Erdoğan şunları kaydetti:
"Her görüşten yüzlerce televizyon kanalı, binlerce radyo kanalı, ülkemizde özgürce yayın yapıyor. Hakaret, yalan ve dezenformasyon içermediği sürece isteyen istediğini söylüyor, yazıyor, konuşuyor. Biz de bunu Türkiye'nin sosyolojik çeşitliliğinin bir sembolü olarak görüyor, farklı sesleri memnuniyetle karşılıyoruz."
Erdoğan, dünyanın bütün demokratik ülkeleri gibi Türkiye'nin de "alengirli ilişkiler" üzerinden kendisine operasyon çekilmesine müsaade etmeyeceğinin altını çizdi. İster iktidar ister muhalefet olsun, herkesin ülkeye ve millete hizmet etmekle mükellef olduğunu belirterek şöyle devam etti:
"Makamlarımız, ünvanlarımız, bugün sahip olduğumuz payelerin tamamı milletimizin kendisine hizmet için bizlere verdiği vasıtalardan ibarettir. Hepimizin önceliği Türkiye olmalı, ülkemizin huzuru ve istikrarı olmalıdır. Millet olarak uzun yıllar sonra çok zor yakaladığımız istikrar ve güven ortamını bozmak için ellerini ovuşturanlara fırsat vermemeliyiz."
2027 bütçesi: rakamlar
2027 Merkezi Yönetim Bütçe Teklifi'ni geçen hafta TBMM'nin takdirine sunduklarını anımsatan Erdoğan, bütçe giderlerinin 27 trilyon 276 milyar lira, gelirlerinin 23 trilyon 408 milyar lira olacağını hesapladıklarını söyledi. Toplumsal refahı ve sosyal adaleti merkeze alarak hazırladıkları bütçeyle ülkenin üretim gücünü ve rekabet kapasitesini artıracaklarını, ekonomiyi dış şoklara karşı daha dayanıklı hale getireceklerini belirtti. Makroekonomik istikrarı koruyacaklarını, dezenflasyon sürecini hızlandıracaklarını ve kamu kaynaklarını daha etkin kullanacaklarını ifade eden Erdoğan, "Tüm bunları yaparken ekonomide kırmızı çizgimiz olan yatırım, istihdam, üretim ve ihracatımızı güçlendireceğiz." dedi.
Erdoğan'ın açıkladığı bütçe kalemleri şöyle:
| Kalem | Tutar |
|---|---|
| Bütçe giderleri | 27 trilyon 276 milyar lira |
| Bütçe gelirleri | 23 trilyon 408 milyar lira |
| Milli Eğitim Bakanlığı | 2 trilyon 459 milyar lira |
| Yükseköğretim dahil toplam eğitim | 3 trilyon 747 milyar lira |
| Sağlık | 2 trilyon 134 milyar lira |
| Sağlık (SGK harcamalarıyla birlikte) | 4 trilyon 532 milyar lira |
| Sosyal yardım ve destekler | 1 trilyon 341 milyar lira |
| Tarım | 1 trilyon 305 milyar lira |
| Savunma | 2 trilyon 206 milyar lira |
| İç güvenlik | 1 trilyon 248 milyar lira |
| Savunma ve güvenlik toplamı | 3 trilyon 454 milyar lira |
| Büyükşehir ve diğer belediyeler ile il özel idareleri | 2 trilyon 384 milyar lira |
| Yatırımlar (bütçenin yüzde 10,4'ü) | 2 trilyon 849 milyar lira |
| Deprem hasarı ve afetlere dayanıklılık | 769 milyar lira |
| Kentsel dönüşüm (yüzde 176 artış) | 276 milyar lira |
| Sosyal konut (yüzde 150 artış) | 250 milyar lira |
Erdoğan, eğitime bütçede yüzde 13,7 ile yine aslan payını verdiklerini belirtti. Sağlıkla ilgili hassasiyetlerinin zaten bilindiğini söyleyerek, ülkenin ürettiği refahın toplumun her kesimine adil ve kapsayıcı biçimde ulaştırılmasının temel ilkeleri olduğunu vurguladı. Şehirleri deprem başta olmak üzere doğal afetlere karşı dirençli hale getirmekte kararlı olduklarını söyleyen Erdoğan, 2027 bütçesinde kentsel dönüşüm ödeneklerini yüzde 176 artırarak 276 milyar liraya, sosyal konut ödeneğini ise yüzde 150 artırarak 250 milyar liraya çıkardıklarını açıkladı.
Tarıma toplam 1 trilyon 305 milyar lira ayırdıklarını, reel sektör desteklerine ise tarımsal krediler ve sübvansiyon desteği hariç 658 milyar lira ayrıldığını belirten Erdoğan, tarımın ülke için stratejik önemi yüksek bir sektör olduğunu söyledi.
Deprem bölgesi ve büyüme hedefleri
Deprem hasarlarının giderilmesi ve afetlere karşı dayanıklılığın artırılması amacıyla 2027 bütçesinde 769 milyar lira ayrıldığını aktaran Erdoğan, 2026 yılı sonu itibarıyla depremden etkilenen iller için yapılan harcamanın güncel fiyatlarla 5,4 trilyon liraya ulaştığını söyledi. Milletlerine verdikleri söz doğrultusunda 11 ilde 455 bin konut ve iş yerini hak sahiplerine teslim ettiklerini belirtti.
Sağlıklı büyümenin sürdürülmesinin bir diğer önceliği olduğunu söyleyen Erdoğan, hedefleri şöyle sıraladı:
- 2026'nın yüzde 3,3 büyümeyle tamamlanması öngörülüyor.
- 2027'de, küresel görünüm ve dış talepteki iyileşmenin de etkisiyle büyümenin yüzde 4,2 seviyesinde gerçekleşeceği tahmin ediliyor.
- Gelecek yıl istihdamın 657 bin kişi artması bekleniyor.
- İş gücüne katılım oranının yüzde 53,4'e yükselmesi öngörülüyor.
- İşsizlik oranının yüzde 8'e gerilemesi öngörülüyor.
Zorlu şartlara rağmen ihracat ve turizm gelirlerini artırmaya devam ettiklerini de ekleyen Erdoğan, 2022'de başlattıkları asgari ücrete kadar tüm ücretleri vergi dışı tutma uygulamasını sürdürdüklerini söyledi. Bu kapsamda 2027'de vergi istisnası yoluyla çalışanların gelirlerine 1 trilyon 460 milyar lira katkı sağlanacağını vurguladı.
Emekli maaşlarına düzenleme sinyali
Erdoğan, emeklilerin yaşadığı zorlukların farkında olduklarını daha önce pek çok defa ifade ettiğini hatırlatarak şunları söyledi:
"Emeklilerimizin yaşadığı zorlukların farkında olduğumuzu daha önce pek çok defa samimiyetle ifade ettim. Bu konuda her zaman yapıcı olmaya, şartları zorlama pahasına elimizden geleni yapmaya gayret ettik. İnşallah 2027 bütçesinde başımızın tacı olan emeklilerimizin durumunu biraz daha iyileştirecek mali imkanları oluşturuyoruz. Bunun için ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeyi adalet ve hakkaniyet çerçevesinde Türkiye Büyük Millet Meclisimizin de takdiriyle sene sonuna kadar hayata geçirmeyi ümit ediyoruz."
Bu açıklamada emekli maaşlarına ilişkin bir oran ya da tutar verilmemiştir; düzenlemenin içeriği ve zamanı için TBMM'deki yasal sürecin beklenmesi gerekmektedir.
Savunma, güvenlik ve yerel yönetimler
Savunma ve güvenlik harcamaları için toplam 3 trilyon 454 milyar lira belirlediklerini söyleyen Erdoğan, bunun 2 trilyon 206 milyar lirasının savunmaya, 1 trilyon 248 milyar lirasının iç güvenliğe ayrıldığını açıkladı. Büyükşehir ve diğer belediyeler ile il özel idarelerine 2 trilyon 384 milyar liralık kaynak tahsis edildiğini, bütçenin yüzde 10,4'üne karşılık gelen 2 trilyon 849 milyar liranın da yatırımlara ayrıldığını belirtti. Yeni bütçenin şimdiden ülke ve millet için hayırlı, uğurlu olmasını temenni etti.
İran'a yönelik saldırı haberleri
Erdoğan, komşu İran'a yönelik saldırı haberlerinin son günlerde yoğunlaşmasının akaryakıt fiyatlarının tekrar yükselmesine yol açtığını dile getirdi. Temennilerinin bölgeyi yeni bir şiddet sarmalına sürükleyecek her türlü adımdan uzak durulması olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
"Biz bölgemizde yeni gerilim ve çatışma alanları görmek istemiyoruz. Biz başkalarının çıkardığı savaşın bedelini de ödemek istemiyoruz. Her ne kadar ekonomimiz bölgemizi sürekli diken üstünde tutan bu büyük badireyi mümkün olan en az hasarla atlatacak kapasiteye sahip olsa da bölgemizin en büyük ihtiyacı artık istikrar ortamının egemen olmasıdır. Asırlardır medeniyetlere ev sahipliği yapmış insanlık tarihine yön vermiş bu kadim coğrafya barışı, istikrarı, güvenliği fazlasıyla hak etmektedir. Bizim için burada önemli olan istikrarı kaybetmeden, rotadan şaşmadan, tempomuzu düşürmeden bu yolda gayretlerimizi artırarak sürdürmektir. Bugün farklı sebeplerle yaşadığımız zorlukları elbette aşacak, birbirimize inanıp güvenerek inşallah aydınlık yarınlarımızı birlikte inşa edeceğiz. Rabb'im yar ve yardımcımız olsun. Bu düşüncelerle kabine toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, hepinizi tekrar sevgiyle, saygıyla selamlıyorum."
Bu haber, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kabine Toplantısı'nın ardından yaptığı konuşmaya dayanmaktadır; ifadeler kendisine aittir. Toplantının gündemi için toplantı başlarken yayımladığımız haberimize bakabilirsiniz.






